(Belgeler-Kaynaklar 15.Yüzyıldan 19. Yüzyıl sonu)

Yazan: Sadi UYAR      

Çaycuma ile ilgili Salnameler ve yıllıklar da bazı kısa anlatımlar vardır ama detaylı değildir. Örneğin, 1925–1926 Devlet Salnamesi’nde Zonguldak Vilayeti Devrek kazası “birinci sınıf” Çaycuma da “nahiyesi” diye geçer. Aynen şöyledir ”Birinci sınıf Çaycuma ve yine Tefen(Gökçebey) Nahiyelerinden ve 124 Adet Karyeden (Köy) Müteşekkil olup Nüfus umümiyesi 51.913 dür. İş bu 124 Karyeden (Köy) 12.519 Nüfuslu 22 Karyeli (Köy) Çaycuma Nahiyesine 11.603 Nüfuslu 28 Karye dahil Tefen (Gökçebey) Karyesine bağlı olup Mütebaki 84 Karye (Köy) dahil Devrek merkezine tabidir”.

 Çaycuma ile ilgili yazılan kitap veya makale de azdır. İlk yazılan Ahmet Talat Onay’ın Milli Mücadele Yazıları adlı kitaptır. “1920’li yıllarında Zonguldak’a giderken Çaycuma karargâhında” adlı yazısı kitabının 121 sayfasındadır. Çaycuma ile ilgili geniş bilgiler verir.

1967 yılında Hamit Kalyoncu’nun  "Çaycuma Ağzı'ndan Derlemeler" adlı 1967–68 Bitirme Tezi Çaycuma tarihi ve kültürü acısından 1960 yıllarda yapılan iyi bir çalışmadır. Diğer bir çalışma Hasan Ataman’ın 2001 yılında çıkardığı Çaycuma adlı kitaptır. Hasan Ataman bu kitabında yerel tarihi sözlü tarihle birleştirip geniş bir çalışma yapmış tarihi, kültürü,  detaylarıyla yazmıştır.                

1860 yılı sonrası Çaycuma ve çevresi

Hızır Bey ili Çeharşembe-Çarşamba-Çarşanba- -Çaycuma

15–16. Yüzyıllardaki kayıtlarda Bölge “Hızırbey İli” diye anılır. Hızır Bey İli olarak bakılırsa Mengen’den sonra Dirgene, Yılanluca, Devrek, Çarşambaya (Çaycuma) ve Filyos Irmağı’nın sağ tarafı olup Filyos sahilleri, Türkeri (Türkali), Çatalağzı, Beycuma bölgeleri dâhildir.  16. yüzyıldan sonra Çarşamba için kaza tabiri kullanılmış ise de bundan bir idare ünite anlamı çıkarmamak lazımdır. Bu kasabaların çoğu idari bölümleri gösteren tahrir defterlerinde “nahiye” diye tanımlanmaktadır. Burada kaza kelimesi bir kadı veya kadı naibinin mıntıkası anlamında kullanılmıştır. İdare değil mali yönden (vergi toplama)'dır. Bu kazalar İdare yönünden Bolu livasına bağlıdırlar.

Hızırbegeli (Hızır Bey İli) bölgesi ile ilgili ilk bilgiler “Tevarih-i Ali-i Osman-Kemal Paşa-Oğlu Şemsettin Ahmed İbn-i Kemal“ kitabında geçer. Kitapta Orhan Gazi komutanlarından Konur Alp’i Bolu iline sefere gönderir. Konur Alp Bolu’yu Fethettikten sonra iki komutanı olan Hızır Bey ile İfelfan Bey’i Mengen, Devrek,Çarşamba,( Çaycuma) Taraflarını Fethetmeye gönderir . (İfelfan harekeli olarak yazıldığından yani yazıldığı gibi okunur bazı tarihçiler bu Beyi Eflagan Bey diye bahseder)

 Kitapta geçen Tarih 1326 yılıdır. Aynen şöyledir:

“Konur Alp hizmetkârlarından iki namdar (ünlü) beye Birine Hızır Bey birine İfelfan dirlerdi, akına gönderdi Hızır Bey bağilerini (serkeşlerin) bağrına perdah idüb (yakıp) dağilerin (azgınların) cemiyetini dağıttı. Ol diyarı ki, şimdi il dilinde Hızır- Bey –İli unvanıyla iştiharı (şöhreti) var. Feht itdi kenduye ittiba iden ( boyun eden) etba (Topluluklar) ile ol yerdeb yerleşti kaldı. Ölünce anda durdu. Ol sebebden mamure-ı mezbure (adı geçen yer) serdar-ı mezküre nisbetle ( sözü edilen başbuğa nisbet edilerek) elsine-i nasda (halk ağzında) meşhurdur.”

 Hızır Bey’in aldığı bölge “Hızır Bey İli” diye geçer anılır der.

 Tarih bilgimize göre “Hızır- Bey-İli” Osmanlı Tahrir defterlerinde “Hızır-Bey-İli Çeharşembe” dahi derler diye geçer. Hızır bey ili yer olarak tam yeri belli değildir anlatımlarda vergi gelirlerinin toplandığı Hızır bey elinin uzandığı yerler anlamında kullanılmıştır.

 Çarşamba’nın tam olarak yeri belli değildir zannedersem bugünkü Çaycuma yayıldığı alanı kapsar. Çarşamba yalnızca bugünkü Çaycuma’ya yakın bir yerde olabilir. Çaycuma isminin Çarşamba adından döndüğünü tarihi kayıtlarda görülür. Çaycuma adının 1911 yılında dâhiliye vekâletinden (İçişleri bakanlığı) gönderilen bir yazıda Çarşamba adından döndüğü kesin olarak bellidir. Ben de bu tarihi bilgiler ışığında Çarşamba olarak bilinen yerin Çaycuma’ya dönüşümü burada anlatmak istedim.

 15. Yüzyıl

 Hızır Bey ilindeki Çarşamba ile ilgili ilk belge 1400 yıllarına ait Fatih Devri’ne ait Tahrir defteridir. Bu defterin kesin bir tarihi yoktur. Yalnız Fatih Sultan Mehmet dönemine ait olduğu kesindir. Defterin bazı sayfaları yoktur. Kalan sayfalarında Hızır Bey İli’ne bağlı bazı köylerin tımarları yazılıdır.

 Fatih Devrine ait Tahrir defteridir defteri tarihlendirmek ise birkaç yerde geçen der kenarlar ile mümkün olmaktadır. On dördüncü sayfada Muharrem H885 (M.1480) tarihi geçmektedir.

 Tüm sayfaları olmadığından Çarşamba bölgesindeki bazı tımar sahiplerini yerleri ve adları yazılıdır. Defterde adı gecen tımarlar ve köylerin yalnızca adını yazıyorum detaylarına girmedim.

    1: Sayfa 12’deki Türkeri ( Türkali) Divanı (1849 defterlerinde Çaycuma bölgesinde Hisarönü kazasına bağlıdır)

 Sayfa:12 H–885/M.1480 Yılı

     --------------Mezra’a-yı İsa ve ma’ruf der – divan-ı Türkeri (Türkali) tabi-i Hızır- begeli tımar-ı mezkur ez – bazdaran-ı mensüh

---------------Hamza veled-i İzettin çift, Hoca  veled-i Salih çift, İlyas veled-i o bennak, Yusuf veled-i Abdullah bennak , sahib-i tımar elinde çift……devam ediyor.

 Yani--İsa ve Ma’ruf mezraası Hızır begeli (Hızır bey ili) bağlı Türkeri (Türkali) Divanında adı geçen tımar neshedilmiş (kaldırılmış) bazdar (avcı kuş yetiştiren) tımarıdır.

 Yani--İzettin oğlu Hazma çift (Bir çiftlik miktarı yer), Salih oğlu Hoca çift (Bir çiftlik miktarı yer) Salih oğlu İlyas bennak (razi olmayan evli) Abdullah oğlu Yusuf bennak tımar sahibinin elinde çift (Bir çiftlik miktarı yer)

2: yürükeri Divanı nerede olduğu belli değildir. Çarşanba (Çaycuma) da olabilir.

 H-885/M.1480 Yılı

------------------ Mezra’a-yı Doğancı Yusuf der – divan-ı Yürükeri tabi-i Hızırbegeli tımar-ı mezkür’an tahvil-i Davut veled-i Elvan ve Tayyib veled-i Dursun ez- bazdaran-i mensühin.

-----------------Abdi veled-i Hüseyin çift-nim Yusuf elinde çeyrek sahib-i tımar elinde iki çiftinim, Bakırharmanı yanında buçuk muddluk yeri vardır

 Hasıl defteri:291

Yani---Doğancı Yusuf’un mezraası Hızırbegeli (Hızır bey ili) bağlı Yürükeri Divanında adı gecen tımar değiştirilmiş Elvan oğlu Davut ile Dursun oğlu Tayyib neshedilmiş (kaldırılmış) bazdar (avcı kuş yetiştiren) tımarıdır.

Yani--Hüseyin oğlu Abdi çift-nim (yarım –bir çiftlik miktarı yer ). Yusuf elinde çeyrek (dörtte bir) tımar sahibinin elinde iki çift-nim(yarım –bir çiftlik miktarı yer) Bakır harmanı yanında buçuk mudd ( teneke benzeri bir ağırlık hacım ölçüsü bunlara alınan verginin miktarı)yeri var

 3: Güney Divanı (1849 defterlerinde Çarşamba (Çaycuma) kazasına bağlıdır)

 H–885/M.1480 Yılı

------------------- Mezra’a-yı Yunus der –divan-ı Güney tabi-i Hızırbegeli tımar-ı mezkür’ an-tahvil-i Abdullah veled-i Süleyman bin Yunus es- bazdaran –ı mensüh…..devam ediyor

 Sayfa: 13

Yani--Yusuf’un mezraası Hızırbegeli (Hızır bey ili) bağlı Güney divanında adı geçen tımar değiştirilmiş ve kaldırılmış avcı kuş çiftliğinden.

 4: Kokurdan Divanı (1849 defterlerinde Çarşanba bölgesinde Hısarönü kazasına bağlıdır.)

 H-885/M.1480 Yılı

-------------------Mezra’a-yı Şirmor der –divan-ı Kokurdan tabi-i Hızırbegeli der – tasarruf-ı Ali veled –i Şirmor-ı mezkür ez-bazdaran-ı mensühüin

------------------- Musa veled-i Hazma nim Veliyüdddin veled-i Mahmut nim Mürsel veled-i Mahmut nim Ali veled-i Şirmorçift  Ca’fer veled-i o bac-ı bennak … Devam ediyor.

 Yani--Şirmor’un mezraası Hızırbegeli (Hızır bey ili) bağlı Kokurdan divanında Şirmor oğlu Ali’nin tasarrufunda bulunan adı geçen avcıkuş yetiştiren yer kaldırılmış.

 Yani--Hamza oğlu Musa’nın nim ( yarım çiftlik miktarı yer) Mahmut oğlu Veliyüddin nim (yarım çiftlik miktarı yer) Mahmut oğlu Mürsel nim  (yarım çiftlik miktarı yer) Şirmor oğlu Ali çift (Bir çiftlik miktarı yer)  bac (alım satım vergisi) bennak .

 Defterde çiflik sahibi tımarların tam olarak yerleri yazılmıştır ben defterde yazılı şekliyle aldım. Altına da bugünkü okunuş şekline göre yazdım.

 16. Yüzyıl

 1519 Yılına ait 51–19–15–547 nolu tapu tahrir defterlerinde Çarşamba (Çaycuma) ilgili geçen kısımlar, köyleri “Hızır Bey İlinde” diye geçer. Hızır Bey ili bölge itibarıyla Devrek’i de içine alır Devrek ve Çarşamba’dan bahseden defterdeki ifadeler anlaşılabildiği kadarıyla şöyledir:

 “Hızır Bey İli bugün Zonguldak iline bağlı Devrek ve Çaycuma İlçesi ile merkez İlçenin bulunduğu coğrafi sahayı içine almaktadır. Defterdeki ifadelere nazaran, Hızırbegeli (Hızıbey ili) adı Çarşamba ( Çaycuma) ve Devrek ile beraber geçmektedir. Her iki tahrirde de Hızırbegeli (Hızırbey ili) ve Çarşamba adlarıyla bir yerleşim merkezi bulunmamaktadır. Devrek ise 1519 Tahririnde 60 Hane, 13 mücerred, 2 muaf, 1568 tahririnde 118 hane, 3 mücerred ve 3 muaf nüfusu bulunan bir köy olarak kaydedilmiştir. Ancak yine bu ifadelerin ortaya çıkardığı neticeye göre, Hızırbegeli nahiyesi Devrek ve Çarşamba adlarıyla iki kazaya taksim edilmiştir.”

 Son tahrire ait mufassal deftere göre köyler:

 Hızırbegeli: 19 Köy

Çarşamba ( Çaycuma): 20 Köy (köy âdeti bakımında Çarşanba’nın geniş bir alana yayılmıştır)

 Devrek:12 Köy

1519 tahririne göre Hızırbegeli’ne 52 köy, 9 mezraa bağlıdır. Son tahrirde ise meskûn mezra bulunmamaktadır.

Aynı tarihlerde Hazırlanan “Bolu Livası Kanunu”nda Devrek ve Çarşamba (Çaycuma) da kurulan pazarlar ile ilgili Bölüm vardır. Kanunun 26. Maddesi aynen şöyledir:

”ve Hızırbegeli’nde ( Hızırbey ili) Devrek ve Çarşamba Kazalarında esir satılsa tarafeynden sekiz akça alınur at ve katır satılsa iki tarafdan dört akça alınur sığır satılsa iki akça alınur koyun ayakdan satılsa iki koyuna bir akça ve eger boğazlanup satılsa dört koyuna bir akça alınur sığır göni satılsa yarım akça alınur ve tuz ve koz ve kil ve kestane ve sabun ve keten ve meyve satılsa her yükden bir akça alınur amma ayakdan satmayup döküp satsa sergi pulı deyu yarım akça alınur ve ba’zi cinsden rubu pul alınur ve bezzaz ta’ifesinden kendü mülk dükkanında otursa nesne alınmaz mülk dükkanında oturmayanlardan dükkan başına rubu  pul alınur buğday ve sa’ir hububat satılsa mudda bir kile alınur panpuk yükinden iki akça alınur.

 Hızırbegeli-Hızır Bey ili İdare Teşkilatında Çarşamba (Çaycuma)

 1:Evkaf Defteri M.C B/15,v,la 1519 yılları:

Der-Nahiye-i Hızırbegeli ‘  an Kaza-yı Devrek’  an- Kaza-yı Çarşamba – yani burada Nahiye Bölge anlamında kullanmış İdari yönden Hızırbegeli’den ( Hızırbey ilinden)bağlı Yönetilen Bölgedeki Devrek, Çarşamba mali yönden beraber yönetilir

 2:K.K Tapu Defterleri 547 no,v,188b 1568 yılları:

 Nahiye-i Hızırbegeli ma’a Devrek ve Çarşamba (1568)-

yani burada Nahiye Bölge anlamında kullanmış. Bölgeyi kuşatan alan Hızırbegeli’den (Hızırbey ili) Devrek ve Çarşamba (Çaycuma)’ya kadar.

 3:K.K Tapu defterleri 19 no v,35a 1568–1572 yılları:

 Nahiye-i Hızırbegeli ma’a Çarşamba- yani burada Nahiye Bölge anlamında kullanmış Hızırbegeli (Hızırbey ili) Bölgesine bağlı Çarşamaba (Çaycuma) Hızırbegeli (Hızırbey ili) ile beraber

      1519 –1568 Yılı Tahririne göre Hızır Bey ili Çarşanba ( Çaycuma) Bölgesinde bulunan köyler

1519 Yılı  KÖYLER

1568 Yılı KÖYLER

 

 

01.Bedil.:--62 Hane

01.Bedil: 87 Hane

02.Belen: 79 Hane

02.Belen:=101 Hane

03.Burunkaya: 71 Hane

03.Burunkaya: 18 Hane

04.Çakallı ve Gerişderesi:?

04.Çakallı ve Gerişderesi: 19 Hane

05.Çalıça: 7 Hane

05.Çalıça: 17 Hane

06.Çömlekçi: 12 Hane

06.Çömlekçi: 49 Hane

07.Değirmenözü: 7 Hane

07.Değirmenözü: 13 Hane

08.Değirmenözü: 109 Hane

08.Değirmenözü: 163 Hane

09.Değirmenöz-i Diğer: 29 Hane

09.Değirmenöz-i Diğer: 56 Hane

10.Demirci: 77 Hane

10.Demirci: 164 Hane

11.Gerdeközü: 12 Hane

11.Gerdeközü: 27 Hane

12.Gerdeközü: 28 Hane

12.Gerdeközü: 55 Hane

13.Gerdeközü: 43 Hane

13.Gerdeközü: 86 Hane

14.Güneyce. (Vakıf): 28 Hane

14.Güneyce. (Vakıf): 106 Hane

15.Güvenc..:?

15.Güvenc…:265 Hane

16.Karacadivan: 54 Hane

16.Karacadivan: 108 Hane

17.Uzungüney: 32 Hane

17.Uzungüney: 57 Hane

18.Uzungüney.:.13 Hane

18.Uzungüney: 31 Hane

19.Uzungeriş:  ?

19.Uzungeriş: 24 Hane

20.Uzungeriş: 80 Hane

20.Uzungeriş: 211 Hane

21.Yılanda: 26 Hane

21.Yılanda: 47 Hane

22.Yılanda: 10 Hane

22.Yılanda: 29 Hane

23.Yılanda: 2 Hane

23.Yılanda

24.Yılanda: 18 Hane 

24.Yılanda: 5 Hane

25.Mezra. Çatalağız (avcı.kuş yet): 2 Hane  

25.Mezra. Çatalağız (avcı.kuş yet): ?

26.Mezra.Türkeri (avcı kuş yet): 2 Hane

26.Mezra.Türkeri (avcı kuş yet): ?

Hızrbegeli (Hızırbey ili), Çarşambada vakıflar 1519–1568 kayıtları

 2: Kadı Müeyyed Camii.

Hızırbegeli (Hızırbey ili) nahiyesi Çarşamba Kazasının Bedil köyündedir. Banisi (Yapan) olan Kadı Müeyyed tarafından 5000 akça nakit para ve değirmen vakfedilmiştir. 1560 tarihli bir hükümde Çarşamba kazasında bahseder.

 5: Hasan Şehy Zaviyesi.

Hırbegeli (Hızırbey ili) nahiyesinin Bedil köyündedir. Candaroğulları zamanından 283 akça hasılı olan bir çiftlik vakıf yeri vardır. 

3 Numaralı Mühimme Defteri ( 966–968=1558–1560)

      1560 yazılanÇiharşenbih (Çarşamba) kadısına yazılan bir hükümde, Belende Karyesindeki Rum şah, Hızır Bali,Oruç, Zülfikar şüpheli kimseler için yazılmış bir hüküm var bu yer tam olarak belli olmasa da zannederim Hızır bey ili Çarşamba kazası için yazılmış Hızır bey ili Köylerinde Belen diye bir yer var burası belende ile aynı yer olması ihtimali yüksektir.

 Hüküm kısaca olarak aynen şöyledir

Zaim ( Zeamet sahibi) süleymen’a: Çarşamba kazasında softa ve levent taifesinden halka taaddi (düşmanlık, ara açma) edenler hakkında şeriate göre lazım gelenin icrasına dair.

Yazıldı Âdemi Husrev’e virildi Fi 3 Cemaziye-l-evvel sene 967 (01.03.1560 Cuma)

17. Yüzyıl

17. Yüzyıl başlarına kadar Hızırbey ili olarak geçen bölge 1620’den sonra Hızırbey ili idari yönden diye geçmez. Hızırbey ilinden sonra kazalar veya nahiyelere bölünmüş bu nahiyeler Devrek, Çarşamba (Çaycuma), Yılanluca, Dirgene-ma’a Sekiz Divan, Hisarönü (Filyos)’dur.

 83 Numaralı Mühimme Defteri (1036–1037=1626–1628)

Amasra ve Devrek ve Çeharşenbe ( Çarşamba-Çaycuma) ve Yılanluca ve Dirgine ve Hisaröni ve Bendereğli kadilarına hüküm ki:

Amasra, Devrek, Çarşamba, Yılanluca, Dirgine, Hisarönü ve Bendereğli kazaları reayasından, İbrahim adlı bir şahıs tarafından önçeki serdar adına bir hüküm ibraz edilerek Tersane-i Amire ihtiyacı için zift-baba ve bedel-i muavenet adı altında para topladığı bildirildiğinden, adı geçenin teftiş edilmesi ve elinde söz konusu parayı Hazine-i Amire’ye teslim ettiğini isbat edecek bir temessük yok ise bu paranın kendisinden tahsil edilip zift satın alınarak Tersane-i Amire’yi gönderilmesi.

[Yev]mü’l Ahad, fi 15 şehri Şevvali-l-mükerrem, sene: 1037 der-Liman-ı Amasrı

(Haziran-Temmuz–1628)

 Dördüncü Mehmed’in ikinci Lehistan seferi dolayısıyla Bolu Vilayetinden arpa satın alınmıştır. Bolu Livası’ndan istenilen arpa kısmen Bartın, kısmen de Ereğli iskelesinden toplanacak ve oradan ordunun Lehistan seferi için bulunduğu İsakçi’ye gemilerle taşınacaktı. M/1674 tarihli hükümde Bolu’da Kazalar büyüklüklerine ve zenginliklerine göre çok ya da az arpa vermişlerdir. Arpanın kazalara göre dağılımı şöyledir:

 Ereğli iskelesinden yüklenecek arpa Devrek’ten 1.500 şair (arpa) kile, Ceharşenbe (Çarşamba)  1.500 şair (arpa) kile, Hisarönü’den 1.000 şair (arpa) kiledir.

Bolu Livası’ndan alınan sürsat bedeli sürsat harp zamanlarına mahsus olağan üstü bir vergidir. Diğer bir değişle sürsat bir harp mükellefiyetidir. Hicri 1082 Miladi 1672 tarihinde Bolu livası sürsat bedeli alınan kazalardan Çarşamba ve Hisarönü vardır.

Alınan sürsat bedelleri şöyledir:

Bolu livası Hicri 1082=Miladi 1672 sürsat bedeli

Çarşamba için Şair (arpa) 500 kile, Dakıyk (un) 100 kile, Agnam (koyun) 60 reis, Şiruğan 60.v (okka), Asel (bal) 50. v. (okka) , Saman 80 kantar, Hatab (odun) 20 araba, 47.600 Akçe.

Hisarönü için Şair (arpa) 200 kile, Dakıyk (un) 40 kile, Agnam (koyun) 20 reis, Şiruğan 20. v (okka), Asel (bal) 20. v. (okka) , Saman 40 kantar, Hatab (odun) 10 araba, 47.600 Akçe.

 Bolu Livası Hicri.1092= Miladi. 1681 sürsat bedeli

Çarşamba için Şair (arpa) 400 kile, Dakıyk (un) 50 kile, Agnam (koyun) 39 reis, Şiruğan 60.v (okka), Asel (bal) 50. v. (okka) , Saman 80 kantar, Hatab ( odun) 20 araba, 34.900 Akçe.

 Hisarönü için Şair ( arpa) 170 kile, Dakıyk (un) 40 kile, Agnam (koyun) 16 reis, Şiruğan 20. v ( okka), Asel ( bal) 20. v. (okka) , Saman 40 kantar, Hatab (odun) 10 araba, 47.600 Akçe.

H.1106/M.1694 Yıllarında ağırlaşan vergiler bölgeden göçleri başlatmış karşı halkın tepkileri oluşmuştur. Bolu sancağının her kazasında seçilen birer vekil Edirne’de defterdar Halil Efendi sarayında kadı askerlik mahkemesince gönderilen kadı Hızır Efendi bin Osman Efendi riyaset (Başkanlık) ettiği bir oturumda tahsil edilen vergi indirimi hususunda pazarlığa girmişlerdir. Bu pazarlığa Çarşamba kazası ahalisinden Osman bin Halil ve Hisarönü kazası ahalisinden Ali bin Hüseyin katılmışlardır.

     18. Yüzyıl

     Savaş vukuunda Bolu’dan çeşitli taşıt unsurları istenmekteydi taşım işleri daha çok at, katır, deve ile olmaktaydı 1732 Bolu voyvodası Ahmet’e yazılan fermanda Bolu sancağından 490 at ve katır istenmişti. Bunlar Bolu’nun kazalarına tevzi edilmekte ve toplanmaktaydı her kazadan Bolu’ya davet olunan görevli kişilere fermandaki bu hususlar duyurulmaktaydı.Bolu’ya gelenlerden Çarşamba kazasından Halil Beşe.  “Beşe” herhalde efendi deyiminin askeri zümrede kullanılan karşılığıdır askeri zümre mensuplarının da esnaflık yaptıkları bilinmektedir.

Bölge 1757 yılına kadar Çarşamba olarak kayıtlarda geçer. 1,09,1757 tarihli evkaf (vakıf) kayıtlarında Bolu sancağı dahilinde Benderiğli (Ereğli) Çarşamba kazaları diye geçer.

1700 yıllarda yazılan bazı evkaf (vakıf) kayıtlarında Çarşamba şimdiki Çaycuma ve çevresindeki köylerle birlikte yazılmış. Çarşamba kaza olarak yayıldığı bölge sahile kadar kapsamış.

 17.04.1782 tarihli bir belgede Bolu sancağı Çarşamba sahilleri diye geçer.

 1700 yılı sonralarına doğru Bolu sancağının sahil bölgelerinde olan Çarşamba ve Hisarönü kazalarında derebeyler sahil bölgelerini ellerine geçirmiş durumdaydılar. 1. Abdülhamit’in Kocaeli mutasarrıfı mirmiran Osman paşa’ya yazdığı bir hükümde Bolu sancağına bağlı Hisarönü, Çarşamba, Benderekli kazalarında derebeyliği iddası ile türeyen eşkıyanın hangi kazaya gelirse gelsin tutularak zabıtaya teslim edilmesi ve pazarda bile tozluk yahut silah ile kimsenin gezdirilmemesi isteniyor. H.1195/M.1780.

 Hisarönü kadısının ilamında ise Bolu sancağına bağlı Çarşamba kazası sahilinde, derebeylerin şiddetlerini arttırdıkları buna karşı tedbirler alınması derebeylerin ortadan kaldırılması ve Kocaeli mutasarrıfı Osman paşaya “Cerime” adı ile beş bucuk kere akçe göndereceklerinden bahsediliyor. H.1196/M.1781 yılı.

 16 yüzyıl sonlarında 19. Yüzyıl başlarına kadar sürmüş olan isyanlar bölgedeki bazı köylerin ya eşkıyaların buraları yakmaları ile yâda köy halkının toplu halde göçleri ile ortadan kalkmışlardır

 19. Yüzyıl

 M.11/10/1802 tarihli bir belgede şimdiki Beycuma Çarşamba kazasında bağlı olarak, kısaca ”Çarşanba kazasına tabi Beycuması karyesi “ diye geçer.

 1831 yılında yapılan Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk nüfus sayımında Bolu sancağına bağlı olan Çarşamba kazasının nüfusu 4047 kişidir. (Bu sayımda yalnız erkekler sayılmıştır)  bu defterde Çarşamba kazası Viranşehir (Eskipazar) sancağının havi (içinde olan kaplayan saha) olduğu kaza diye geçer.

 
 
1860 yılı sonu Çaycuma ve çevresi

Çarşamba kazasındaki Çaycuma karyesi geçtiyi belge 11.02.1842 tarihli evkaf ( vakıf) kayıtlarıdır bu kayıtta Çarşamba kazası Çaycuma karyesinde diye geçen belgede vaki ( olan) Hacı Halil Beyoğlu Alı Bey Camii hatibliği için yazılmıştır. Aynen şöyledir:

“H.29/Z/1257-   M.11/02/1842 Cuma Çarşamba kazası Çaycuması karyesinde vaki Hacı Halil Beyoğlu Ali Bey Camii hatibliği.. Esasen Çaycuma yerleşim yeri kurulması acısından bu cami önemlidir

26/04/1846 tarihinde Hacı Ali bey Cami ve Medrese için yeniden bakım yapmış ve kendisine bu Vakfın idaresi için Berat verilmiş belge aynen şöyledir:

 H. 29/R/1262-M.26/04/1846.Tarihli belge“Çarşamba Bolu Kazasına tabi Çaycuma’da Hacı Ali Bey müceddetten bina eylediği cami ve medrese vezaif ve levazımı için vakıf eylediği nukud ve akar-ı vakfiyesinin kaydıyla tevliyeti için berat verilmesi”  yani, Çarşamba bolu kazasına bağlı Çaycuma’da Hacı Ali Beyin yeni baştan bina yaptığı veya tamir ettiği cami ve medrese yi vakıf yaptığı gelir ve gelir getiren mülkün vakıf senedine yazdığı bunun için kendisine vakfın idaresini verilmesi için berat verilmesi.

  1855 yılından sonra Bolu sancağından ayrılan Çarşamba Viranşehir (Eskipazar) sancağında geçer. Viranşehir sancağında 20 kazadan biridir şöyle geçer Kastamonu eyaleti Viranşehir sancağı Çarşamba-i Bolu diye geçer yani Bolu’dan ayrılmış Çarşamba anlamında kullanılmış aynı yıllarda Filyos Bolu sancağında gözükür Bolu sancağına bağlı 19 kazadan birisidir şöyle geçer Kastamonu eyaleti Bolu sancağı Hisarönü ( nam-ı diğer Filyos).

 1864 yılında yayınlanan İdare-i Umimiye-i Vilayet Nizamnamesi ile Vilayetler Livalara-Livalar kazalara-kazalar nahiyelere ve nahiyelerde karyelere ayrılmıştır bu tarihten itibaren Çarşamba kazası diye geçen bölge Çarşamba nahiyesi diye geçer 1855 yılında Bolu sancağına bağlı olan Filyos 1864 yılında Viranşehir ( Eskipazar)  sancağına bağlanmıştır Viranşehir sancağı Hisarönü (nam-ı diğer Filyos) diye geçer.

 1866 yılında Kastamonu eyaletine Ereğli adlı yeni bir sancak bağlanmasıyla Viranşehir sancağından ayrılan Çarşamba bu tarihten itibaren Ereğli sancağına geçer. Aynı yıl Viranşehir sancağında bulunan Hisarönü (nam-ı diğer Filyos) Bolu sancağına bağlanır.

 1869 yılından itibaren tekrar Bolu sancağına bağlanan Çarşamba Bolu sancağının Kastamonu Vilayeti Bolu  sancağı Bartın kazası  Çeharşenbe (Çarşanba) nahiyesi diye geçer

H.1288/M.1871 Yılında Kastamonu Vilayeti Bolu sancağı Bartın kazasına bağlı bir nahiye olan Çarşanba (burada Çiharşenbe diye geçer) nahiye konumunu devam ettirir.

 M.1874/ M.1876 yıllarında aynı bağımlılık devam eder

1877 yılında Bolu’ya bağlı Bartın kazasının nahiyeleri olarak Çarşamba ve Amasra geçer

 1882-83 yıllarında Bolu sancağına bağlı Çarşamba nahiyesi diye geçer. Aynı tarihte Hisarönü (nam-ı diğer Filyos) Bolu sancağına bağlı bir nahiye konumundadır.

 01,121886 tarihli belgede Bolunun Çarşamba nahiyesine müdür atanması ile ilgili belgede Bolu sancağına tabi ( bağlı) Çarşamba nahiyesi diye geçer. Bu tarihten itibaren Çarşamba nahiyesi diye geçen bölge

H.27/R/1304-M.21/01/1887 Tarihinde Çarşambanın Devrek kazasıyla birleşip bir kaza haline getirilmesi düşünülmüş ancak iki kaza arasındaki nehrin kışın taşması dolayısıyla bunun doğru olup olamadığına dair bir tetkik yapılmış. Bu araştırma sonucunda on gün sora M.01/02/1887 Tarihinde Devrek ile Çarşamba birleştirilip bir kaza haline getirilmesi karar verilmiştir.

M.11.06,1887 Tarihinde Devrek ile birleşen Çarşamba ikisinin de dâhil olduğu Hamidiye adıyla yeni bir kaza teşkil edilmiş.

M.28.07,1887 tarihinde Çarşamba ve Devrek’le birleştikten sonra yeni adı olan Hamidiye’ye Şile kaymakamı İsmail Hakkı Bey getirilmiş

 1892 yılından itibaren Hamidiye (Devrek) kazasına bağlı bir nahiye olan Çarşamba 08.01.1895 tarihli Dâhiliye mektubu kalemi tarafından yazılan belgede Çaycuma camii civarında boş arazide Çarşamba günü Pazar kurulması için emir verilmiştir. Bu tarihten itibaren Pazar kurulması ile birlikte Çaycuma bölgede şimdiki bulunduğu yerde büyümeye gelişmeye başlamıştır belgede aynen kısaca şöyle yazılmıştır.”

 “Tarih 12/B/1312=08.01.1895- Hamidiye ( Devrek) Kazası’ında bazı köylerin merkez kazaya uzak olması sebebiyle ahalinin zaruri ihtiyaçlarının temini için Domanit karyesi hududunda bulunan Çaycuma camii civarındaki boş arazide çarşamba günleri Pazar kurulması” Çaycuma cami etrafında kurulan Pazar Çarşamba günü kurulmuş kurulan yerin adıda Çarşamba nahiyesi diye geçmeye başlamış şimdiki Çaycuma yeride yavaş yavaş gelişmeye başlamış

M.01/10/1898  tarihli bir belgede Bartın Kazası Çaycuma nahiyesi müdürü İhsan Efendi, Belediye reisi Abdahbey 1899 yılında Hamidiye kazası Çarşanba nahiyesi diye geçer M.09/08/1902 tarihli belgede Çaycuma karyesi, 1902 tarihli belgede Çaycuma kasabası, 1903 tarihli belgede Çaycuma karyesi 1908 tarihli belgede Hamidiye kazasına bağlı Çaycuma nahiyesi diye geçer.

M.03/04/1909 tarihli Dahiliye vekaletine ait bir belgede Hamidiye kaza merkezinin Çaycuma kasabasına nakli taleb edilmiş belgeden alıntı şöyle ”Kastamonu dâhilindeki Hamidiye kazası merkezinin Çaycuma kasabasına nakli taleb edildiğinden bu konuda vilayet mütalaasının bildirilmesi” Hamidiye kazasının Çaycuma kasabasına nakli konusunda mütaala sonuçları ve taleplerin ne olduğuna dair Osmanlı arşivinde bir belge bulunmamaktadır. Hamidiye kazasının Çaycuma kasabasına nakli eğer olduysa zannedersem bir yıl gibi kısa sürmüş bu arda Zonguldak’a bağlanma gündeme gelmiş olabilir 1909 yılında Hamidiye kazasındaki köylerin fazlası çarşambaya bağlıdır 123 adet köyden Çarşamba’ya 80 köy Hamidiye’ye 43 köy bağlıdır 1910 tarihinde Hamidiye kazasını teşkil eden Devrek ve Çaycuma’nın Zonguldak’a bağlanması ile ilgili Dâhiliye vekaletinin bir yazısı bulunmaktadır bu yazı dada Çaycuma nahiyesini, bozulması Kaldırılma girişimleri olmuş fakat kabul edilmemiş yalnız bundan sonra Devrek Zonguldak’a bağlanmış. Aynen alıntısı şöyledir” Çaycuma nahiyesi ilga edilmeyeceği, yalnız Devrek’in ayrılıp Zonguldak’a bağlanacağı”1910 yılında Çarşamba Çaycuma nahiyesine 56 adet köy bağlıdır.

1911 yılına kadar artık Çaycuma adı artık her yerde geçmeye başlamış Çarşamba yer adı birçok yerde kullanılması sebebiyle karışıklıklara meydan vermemek için Çarşamba adının Çaycuma olarak değiştirilme teşebbüsleri başlamıştır.

06/Z/1329=28.11.1911.Tarihli Dâhiliye vekâleti belgede Çarşamba nahiyesinin Çaycuma adını alması münasip görülmüştür aynı belgede şöyle yazar ”Devrek kazasına bağlı Çarşamba nahiyesi isminin Çaycuma’ya tahvilinin ( değiştirilmesi) münasip görüldüğü diye geçer” aradan bir ay gibi kısa bir süre geçtikten sonra 19/Z/1329=11.12.1911 Tarihli Dâhiliye vekâletine ait olan belgede Çaycuma adının alınması şöyle geçer  Devrek kazasına tabi Çarşamba nahiyesinin Samsun sancağı dâhilindeki Çarşamba kazasıyla karıştırılmasından dolayı nahiye isminin Çaycuma olarak değiştirilmesi” diye geçer bu tarihten itibaren Çarşamba adı artık Çaycuma diye geçer.

Çaycuma İstasyonun açılışı 12 kasım 1935

19.08.1944 tarihinde Çaycuma’nın ilçe olması için sınırları tespit edilmiş 28.08.1944 Tarihinde Çaycuma’ya kaymakam ataması yapılmış Hasan Ataman “Çaycuma” adlı kitabında1944 yılında kazanın ilk Kaymakamının Zonguldak Vilayeti mektupçusu Hilmi Besim Tözyılmaz olduğunu yazar. Aradan iki yıl geçtikten sonra asil kaymakam atanır 03.04.1946 tarihli arşiv kayıtlarında Çaycuma’ya atanan kaymakamın Kazım Gürel olduğunu yazar.

 Çarşamba-Çaycuma ile ilgili kayıtlar, belgeler ve bilgileri çoğunu burada yazmak isterim ancak uzun olduğundan okuyucunun kafasını da yormak istemedim.

  Çarşambanın Çaycuma olarak tarihi gelişimi kısaca şöyledir

Bağlı olduğu İdare Birimin Adı

Unvanı

Tarihi

Nahiye, Kaza, Sancak, Eyalet veya Vilayet

Hızırbey ili (Çarşamba-Çaycuma)

Kaza

1530

Bolu sancağı—Anadolu eyaleti

Çarşamba

Nahiye

1865

Bartın kazası—Bolu sancağı—Kastamonu

Çarşamba

Nahiye

1924

Devrek -Zonguldak 

Çarşamba

Kaza

1944

Zonguldak Vilayeti

Kaynaklar -  Teşekkür

“Çarşamba-Çaycuma”
adlı araştırma ve yazılarımda bana, özellikle 15 ve 16. yüzyıl ile ilgili olarak her türlü bilgi, belge, makale, desteği sağlayan sayın Prof. Dr. Kenan Ziya Taş’a teşekkür ederim.

Yüksek Lisans Tezi

Faruk Çoban ”H.1288 ( M.1871) ve H.1317 (M.1899) Tarihli Kastamonu Vilayeti Salnameleri’nin Transkripsiyon ve değerlendirilmesi” Yüksek Lisans Tezi-Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü- Kayseri- 2006

Dergiler

 Prof. Dr. Kenan Ziya Taş --”Fatih Devrine Ait Bir Tahrir Defteri", OTAM, sayı–7–1996 Ankara -sayfa: 427–471,

 Prof. Dr. Kenan Ziya Taş –"16.Yüzyılda Safranbolu İdari Yapısı ve Vakıfları"  A.Ü.D.T.C.F.Tarih Araştırmaları Dergisi c.XVIII s,29, 1996, Ankara sayfa: 199–206.

 Çele- Mayıs.1963 Yıl:1 sayı:3

 Çele- Kasım 1963 yıl 1 sayı 9

 Çele- Ocak 1964 yıl:1 sayı 11

 Çele- art. 1966 Yıl:3 Sayı:35

T.C.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi

T.C.B.D.A.G.M.Osmanlı Arşivi-Tarih.13/C/1217.Dosya no:50.Gömlek no:3017 Fon Kodu:C..BH..

T.C.B.D.A.G.M.Osmanlı Arşivi-Tarih.29/Z/1257.Dosya no:369.Gömlek no:18737 Fon Kodu:C..EV.

T.C.B.D.A.G.M.Osmanlı Arşivi-Tarih.29/R/1262.Dosya no:2.Gömlek no:62 Fon Kodu:C..EV..

T.C.B.D.A.G.M.Osmanlı Arşivi-Tarih.27/R/1304.Dosya no:16.Gömlek no:28 Fon Kodu:MV..

T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi-Tarih.19/N/1304.Dosya no:1425.Gömlek no:34 Fon Kodu:DH.MKT

T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi-Tarih.07/Za/1304.Dosya no:1435.Gömlek no:39Fon Kodu:DH.MKT

T.C.B.D.A.G.M.Osmanlı Arşivi-Tarih.12/B/1312.Dosya no:330.Gömlek no:9 Fon Kodu:DH.MKT..

T.C.B.D.A.G.M.Osmanlı Arşivi-Tarih.06/Z/1329.Dosya no:97/-1.Gömlek no:37 Fon Kodu:DH.İD..

T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi-Tarih.19/Z/1329.Dosya no:2.Gömlek no:99FonKodu:DH.MB.HPSM

T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi-Tarih.03/Ca/1320.Dosya no:555.Gömlek no:80 Fon Kodu:DH.MKT

T.C.B.D.A.G.M.Osmanlı Arşivi-Tarih.25/N/1328.Dosya no:92/-1.Gömlek no:6 Fon Kodu:DH.İD..

T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi-Tarih.12/Ra/1327.Dosya no:2784.Gömlek no:82FonKodu:DH.MKT

T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi-Tarih.19/Z/1329.Dosya no:2.Gömlek no:99FonKodu:DH.MB.HPSM

T.C.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi

T.C.B.D.A.G.M. Cumhuriyet Arşivi-Tarih. 19/08/1944. Sayı:18860. Fon Kodu:30..11.1.0 Yer No:169.23..14.

T.C.B.D.A.G.M. Cumhuriyet Arşivi-Tarih. 28/08/1944. Sayı:18902. Fon Kodu:30..11.1.0 Yer No:169.25..16.

T.C.B.D.A.G.M. Cumhuriyet Arşivi-Tarih. 03/04/1946. Sayı:20149. Fon Kodu:30..11.1.0 Yer No:182.13..1.

 Basılı Kaynaklar

Yücel Özkaya - “18. Yüzyılda Osmanlı Toplumu” İstanbul- Y.K.Y.- 2008

 Ferit DevelioğluOsmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat” yayına hazırlayan Aydın Sami Güneyçal-Ankara- Aydın Kitapevi–1993

 Vehice Tönük ”Türkiye'de İdare Teşkilatı'nın Tarihi Gelişimi ve Bugünkü Durumu”- İçişleri Bakanlığı yayınlarından seri.3-sayı.1- Ankara–1945

 Türkiye cumhuriyeti devlet salnamesi–1925–1926- İstanbul- Matbaa-i Amire -1926

 Mustafa Acar-Kastamonu Vilayeti salnamelerinde Safranbolu Kazası-İstanbul-2006

 83 Numaralı Mühimme Defteri (1036–1037=1626–1628)- T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayın.no.54- Ankara–2001

3.Numaralı Mühimme Defteri–966–968/1558–1560”  T.C.B.D.A.G.M. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayın.no.12- Ankara–1993

 Prof. Dr. Yücel Özkaya- XVII ve XVIII Yüzyıllarda Bolu- Uluslararası Karadeniz Kongresi bildiriler-1990-

 Enver Ziya Karal-”Osmanlı İmparatorluğunda ilk nüfus sayımı.1831”T.C.Başbakanlık İstatistik Umum Müdürlüğü-Ankara-1943

 IBN-I Kemal-”Tevarih-i Al-i Osman II. Defter”-yayına Hz. Prof.Dr. Şerafettin Turan T.T.K yayını ANKARA–1991

 Hasan Ataman”Çaycuma”Ekin yayınları-Çaycuma-2001

 Abduhamit Kırmızı ”Abdülhamit’in Valileri Osmanlı Vilayet İdaresi 1895-1908” Kilasik yayını- İstanbul-2007

 Mehmet Zeki Pakalın” Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü I,II,II cilt” Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları –İstanbul-1993

Filyos

Filyos’un ilkçağ tarihi hakkında Bilge Umar’ın “Paphlagonia” adlı kitabından alıntılar

Sayfa 33-34

“Filyos çayı ağzının batı yakınında bulunan bucak merkezi Filyos’un ilkçağdaki adı Teion idi bu ad Tieion biçiminde de kullanılırdı. İlkçağ yerleşimi Filyos Çayının batı yanında olduğu için bu kent Paphlagonia kenti sayılmaktaydı. Byzantionlu Stephanos Kenti Miletos’lu bir kam (rahip) ,Tios, kurdu; o yüzden kente Tios yeri anlamında Tieion dendi yolunda bilgi vermektedir”

Sayfa 36-37-38

“Kentin tarihçesi en azından İÖ 4. yüzyıl sonu -3. yüzyıl başı dolaylarına ulaşır; çünkü Bergama Krallığının gerçek kurucusu Philetairos’un, bu kentin yerlisi soylu bir aileden geldiğini bilmekteyiz.

Kent Roma İmparatorluğunun egemenliği çağında para basan 6 Paphlagonia kentinden biridir.

Teion/Tieion Roma egemenliği çağında, devlet ülkesinin birçok kenti gibi, bir mutluluk dönemi yaşamış olmakla birlikte, o çağda bile önemli önde gelen bir kent olmadı. Strabon Tieion hakkında söylenecek önemli bir şeyi olmayan bir kenttir ancak Attalos’lar kral ailesinin kurucusu olan Philetairos buralıdır diye tek söz eder geçer.”

Kaynak: Bilge Umar”Paphlagonia” inkilap kitapevi-İstanbul–2007-

   
 

1928–1930 Yıllarında Filyos